Öğrenci
| Demokratik Açılım Paneli |
|
Demokratik açılımın sosyal, siyasal ve olası ekonomik etkileri" konulu panel dün Ticaret Borsası salonunda yapıldı. Diyarbakır'da AK Parti'nin yürürlüğe koyduğu demokratik açılım paneli yapıldı. Gazeteci, köşe yazarı, çeşitli meslek gruplarının temsilcilerinin katıldığı panelin açılış konuşmasını yapan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu, Kürt sorunuyla ilgili kalıcı bir çözüm için çalışmalara başlanması gerektiğini, hükümetin ilk etapta bir kardeşlik ekseni yaratmaya çalıştığını, ancak kardeşliğin rıza, uzlaşma gerektiren bir şey olduğunu söyledi. Güçlü bir kardeşlik ekseninin oluşturulmasının en önemli şartının, üzerinde durulacak zeminin hukuksal, siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi olduğunu dile getiren Galip Ensarioğlu, bu nedenle, anayasa ve ilgisi yasalarda değişiklikleri içeren kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin Kürt meselesini tartışması için yeni bir düzleme ihtiyacı olduğunu kaydeden Ensarioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu düzlemde duvarların kalktığı, ön yargıların yıkıldığı yeni bir akla ihtiyaç vardır. Türkiye halkının duyguları ve değerlerini pazara çıkartmanın bir anlamı yok. Yeniden düşmanlık yaratmanın zamanı değil. Bütün olumsuzluklara rağmen Kürt açılımı konusundaki çabaların bölgemizde yıllardan beridir bastırılmış olan enerjiyi açığa çıkartarak, ciddi bir atılıma dönüştüreceğini düşünüyoruz. Türkiye'de Kürt sorununun varlığının kabulü ve çözüm için bir hükümetin şiddet dışında irade ortaya koyması bir ilktir. CHP'nin tavrını anlayabiliyoruz. Çünkü Cumhuriyetin kendilerine tanıdığı imtiyazları halka devretmenin telaşını yaşıyorlar. Telaşla gerçek yüzlerini açığa veriyorlar." Açılış konuşmasının ardından söz alan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ise yaptığı konuşmada, bölgenin, ekonomik, siyasi, kültürel yapısına değinerek, panele konuşmacı olarak katılanlardan cevap vermesi için şu soruları sordu:
CHP-MHP ittifakının ülkeyi felakete götüren, ayrıştıran ve çatıştıran bir politika olduğundan şüphe duymadığını belirten Baydemir, “AK Parti hükümetinin açılımın düzeyini CHP-MHP muhalefetinin dozuna göre belirlemesi veya sınırlandırması veya şekillendirmesi sorununun çözümünü beraberinde getirebilecek midir? Sonuç itibarıyla bu sorulara verilecek birbirinden farklı yanıtlarımızın olduğuna inanıyorum. Önemli olan farklı yanıtların tezlerinden akla ve vicdana dayalı yeni bir sentez oluşturmaktır. Türkiye Kürdü ve Türküyle, laikiyle inançlısıyla, solcusu ve sağcısıyla sorunun etrafını dönmektense cesaretle tartışmayı başarmasıdır. Çözüm sürecini başlatacak olan da budur. Daha açık bir ifade ile açılımın içeriği muhataplarının yani Kürdün, Alevinin, emekçinin, tüm farklılıkların beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olmalıdır” dedi. Konuşmasının son bölümünde, Kandil ve Mahmur'dan gelen PKK'lilerin çiçeklerle karşılanması ve gösterilen tepkilere değinen Baydemir, “Bundan böyle ocaklarımız annelerin acı feryatları ile değil sevinç çığlıkları ile inlemelidir. Annelerin sevinç çığlıklarını acı feryatlarına yeğlemeliyiz. Çiçeklerle karşılamayı, çiçek almayı ve çiçek vermeyi cenaze uğurlamaya yeğlemeliyiz. Şunu açıkça kabul edelim. Türkiye'nin batı yakasındaki ruh hali, algı, atmosfer ile doğu yakasında büyük bir fark var. Empati kurulamıyor. Sevinçte ve tasada maalesef farklılaşma var. Aslında en büyük tehlike budur" dedi. Panelde daha sonra oturuma geçildi. Konuşmacılardan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır İl temsilcisi Av. Sezgin Tanrıkulu, devlet aklının cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez harekete geçtiğini belirterek, "Bunun çok önceden başlaması gerekiyordu. Bu da AK Partiye kısmet oldu. Bundan daha ötesi yok. Ya bu açılım süreci başarıya ulaşacak, ya da daha başka şeyler olacak ama adını söylemek istemiyorum. Bu sorunun bütün Türkiye toplumunda yarattığı travmayı gözeterek konuşmamız gerekiyor. Sayın Baydemir'in sorularını cevaplarsak bu sorun çözülür zaten" dedi. Panelde konuşan ve 1999 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Türkiye'ye gelen 'barış grubu' içinde yer alan Günlük Gazetesi Yazarı Yüksel Genç de, Türkiye'ye gelen PKK'lilerin silahsız olduklarına dikkati çekerek, "Büyük bir halk topluluğu karşıladı. Travmatik alanlardan geçtiler. Faili meçhul, asit kuyularının olduğu yerdir. Önce barışı kucakladılar. Evlatlarını kucakladıklar. Kimisi bir adım sonra benim çocuğum gelir umudu taşıyor. Oradaki kucaklaşma Kürt halkının kendi çocuklarıyla buluşmasıdır" dedi. PKK'nin siyasallaşması, silah bırakması lafından en çok korkanlara dikkat edilmesi gerektiğini belirten gazeteci-yazar Mümtaz'er Türköne ise, korkuları besleyecek her şeyin süreci baltalayacağını, korkuları izole edecek, azaltacak her şeyin ise sürece katkı sağlayacağını söyledi. Panelde konuşan yazar Orhan Miroğlu ise, PKK gerçeğiyle artık yüzleşilmesi gerektiğini belirterek, PKK'nın sadece silahlı bir güç olarak görülmesi halinde korkuların daha da büyüyebileceğini, PKK'nın siyasallaşmak istediğini dile getirdi. |