Dicle Üniversitesi

Öğrenci

Diyarbakır tarihi restore ediliyor

Diyarbakır'da Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Belediye, Valilik ve Karayolları tarafından başlatılan çalışmalarla tarihi öneme sahip ve bazıları yüzyıllardır ayakta bulunan tarihi, dini ve kültürel varlıklar restore ediliyor. Tarihi Ongözlü Köprüsü, Ulu Cami, Surp Gragos Kilisesi, Iskenderpaşa ve Cemil Paşa Köşkleri onarım ve tadilatı yapılan eserlerin başında geliyor.

Diyarbakır'da tarihi yüzyıllara varan tarihi ve kültürel yapıların onarımına başlandı. Tarihi Ongözlü Köprü'nün onarımının ardından şimdi de Surp Gragos Kilisesi, Ulu Cami ile Iskenderpaşa ve Cemil Paşa Köşkleri'nde restorasyon başlatıldı.



Cemil Paşa Köşkü'nde kurulan şantiyede görüştüğümüz onarım ve tadilatı yapan ekibin başındaki inşaat mühendisi Ahmet Eralp, yaklaşık 4 yıldır Diyarbakır'da bulunduklarını ve değişik kurumlar tarafından tadilat ve onarımı yapılan yapılar için Diyarbakır'a geldiklerini söyledi.

25 yıldır aynı mesleği icra ettiğini ve 10 yıldır da tarihi ve kültürel yapılarla uğraştığını belirten Eralp, "Uzun zamandır ekip olarak bölgedeyiz. 4 mühendis ve 2 mimar var aramızda işçilerin dışında. Cizre'de Ulu Cami'nin tadilatını yaptık. Ardından Diyarbakır'daki Ongözlü Köprü'nün onarım ve tadilatı. Şu anda elimizde Diyarbakır'daki Ulu Cami, Surp Gragos Kilisesi ve Cemil Paşa Köşkü bulunuyor" dedi.

Cemil Paşa Köşkü'ndeki tadilatın yaklaşık 3 yıl süreceğini düşündüklerini kaydeden Eralp, yapıda tahrip olan yada yerinden götürülen taşları Karacağ'dan getirecekleri bazalt taşları ile onaracaklarını ve binadaki taş süslemeciliği için de taş işçilerin inşaatta çalışacaklarını söyledi.

Tarihi, kültürel ve dini yapıları tekrar hayata kazandırdıklarında heyecan duyduklarını kaydeden Eralp, onarım ve tadilatta teknolojiden de yararlandıklarını belirterek, "Aslına uygun koruyoruz. Tabiî ki bazı yapılar yüzlerce yıllık, bin yıllık. Mesela eskiden harç yerine yumurta kullanılıyordu derler. Bu biraz abartı. O kadar yumurtayı bırakın o kadar tavuğu nereden bulacaksınız.

Belki süslemelerde yada özel el işçiliklerinde yumurta yada hayvan kanı kullanılmıştır. Ama öyle harçlar yumurta ile karıştırıldı, doğru değil.

 

Biz restorasyonlarda şimdi teknolojiyi de kullanıyoruz. Mesela bazı yapıştırıcılar kullanıyoruz çok pahalı. Ancak aslına uygun için bunun gibi malzemelerin kullanılması şart" şeklinde konuştu.

 

Diyarbakır ve Anadolu'da tarihleri yüzyılları bulan yüzlerce kültürel, tarihi ve dini yapıların bulunduğunu kaydeden Eralp, Diyarbakır'da özellikle surlar ve bazı yapılardaki tahribatı gördüğünde üzüldüğünü söyledi.

 

Bu gibi yapıları korumanın en iyi yolunun onlara zarar vermemek olduğunu kaydeden Eralp, "Eskiden mahallelerde insanlar kalktığında evinin önünü süpürürdü. Herkes evinin önünü süpürse sokak temizlenir, kent temizlenir ve korunur, tertemiz kalırdı. 'Bu yapılar nasıl korunur' deniliyor. Bizde diyoruz ki önce zarar vermeyin ve sahip çıkın. Diyarbakır surlarına bakıyorum. Aşkı simgeleyen kalp figürleri kocaman yapılmış surların üzerine. Işinin ehline verilmeyince böyle abuk sabuk şeyler çıkar ortaya" dedi.

 

 

 

Diyarbakır'da restorasyonu yapılan Surp Gragos Kilisesi'nin çöken tavanı tadilattan geçirildikten sonra 23 Ekim tarihinde temsili açılış kokteyli verilmiş ve ilk ibadet 30 yıl sonra burada gerçekleştirilmişti.

 

Kokteylde kilisede olduğunu kaydeden Eralp, "Kilisenin tavanını kapatılması ardından mini bir açılış oldu. O esnada hem ezan okundu hem çan çalıyordu. Çok duygulu bir andı. Dinler arası hoşgörü bu işte" şeklinde konuştu.

 

CEMIL PAŞA KONAĞI TARİHE DİRENDİ

 

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Diyarbakır'da görev yapan 46 paşadan biri olan Cemil Paşa tarafından yapılan ve kendi adıyla anılan köşk, hem Diyarbakır hem de Cemiloğlu ailesi arasında büyük bir öneme sahip.

 

1837 yılında doğan ve 1902 tarihinde Diyarbakır'da vefat eden Osmanlı valilerinden Cemil Paşa tarafından yapılan Köşk, 1887 yılında başlanmış ve bir yıl içinde tamamlanmış.

 

Haremlik ve selamlık bölümleriyle tamamen kesme taşlardan inşa edilen köşk, geniş havuzlu bahçesi, ahırı, misafir ağırlama odaları ve diğer yapılarıyla adeta bir saray görünümündeydi.

 

Cemil Paşa ailesi, 1936 yılının sonbaharında bir gece köşk ve yakınlarının bulunduğu evlere yapılan baskınlarda gözaltına alınarak yük vagonlarına bindirilip Anadolu'da 17 ayrı kente sürgün edildi. Bu sürgün hayatı 1947 yılına kadar sürerken, Cemil Paşa Köşkü, "İsmet Paşa Ilkokulu" olarak sadece Trahomlu öğrencilerin gidebileceği bir okul olarak uzun bir süre hizmet verdi. Halk arasında "İsmet Paşa Trahom Mektebi" olarak bilinen köşk sonraki yıllarda boşaltıldıktan sonra kaderine terk edildi.

 

Tavanı çöken ve onyıllarca harabe bir halde bulunan Cemil Paşa Köşkü, romanlara ve evsizlere mekan olurken, geçen yıl Cemiloğlu ailesi ile Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol ile köşk belediyeye tadilat yapılması ve halka açılması şartı ile devredildi.

 

 

Yorum ekle


You are here  :