Dicle Üniversitesi

Öğrenci

Cumhurbaşkanımıza açık mektup

Sayın Cumhurbaşkanım;

Dicle ÜniversitesiDicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyesi iken, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde DTP desteği ile Adıyaman'dan bağımsız milletvekili adayı olmuş, ancak seçimi kaybederek görevime dönmüştüm. Daha önce de Türkiye bürokrasisinde Kürt olmanın ağır bedellerini yaşamıştım: Ankara'daki bir İmam-Hatip Lisesi Müdürü'nün sicilime işlediği o alçakça iftiralar mı dersiniz, bu iftiraların yıllarca benden saklanmasını mı dersiniz, benden saklanan ve mahkemelere giderek aklanma hakkım elimden alınan bu alçakça ve namussuzca iftiraların baz alınarak Ankara'dan Çankırı'ya sürgün edilişim mi dersiniz, en acısı da bu namussuzca iftiraların, sahte yöntemlerle daha doçent iken dekan vekili olmuş bir İlahiyat Fakültesi Dekan Vekili tarafından, temcit pilavı gibi gündemleştirilmesini mi dersiniz, hülasa her türlü çetevari işlem ve uygulamalara muhatap oldum. Geçmişte kendisi ile teşrik-i mesaimiz de olmuş, şimdiki Tarım Bakanı Sayın Mehdi EKER'in, Bakanlığından, Bilgi Edinme Yasası'na göre istemiş olduğum hakkımdaki bir teftiş raporunun son on sayfasının "devlet sırrı" adı altında tarafıma vermediğine de tanık oldum.

Bir Kürt olduğum için Türkiye bürokrasisinde karşılaştığım insanlık dışı uygulamaları burada saymakla bitirmem. Söylediklerimin birer soyut iddia olarak algılanmaması bakımından, tarafıma uygulanan hukuksuz uygulamalara ilişkin arşiv tutmaktayım. Yeri ve zamanı geldiğinde bu arşivimi kamuoyu ile paylaşacağım. Amacım, nimetlerinden yararlandığım bu güzel ülkeyi karalamak değil, bu güzel ülkemizin güzel insanlarının hiç de hak etmediği insanlık dışı uygulamaların minimize edilmesine katkı sağlamaktır.

Sayın Cumhurbaşkanım;

Uygulamacıların tarafıma yaptığı insanlık dışı hukuksuz uygulamalar, 22 Temmuz 2007 tarihi itibarıyla giderek yoğunlaştı. İlk hukuk dışı uygulama ile, Ocak, 2008 tarihinde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde yapılan doçentlik sözlü sınavında karşılaştım. Dört duvar arasında yapılan bu sözlü sınavda bana siyasi sorular da soruldu ve hak etmediğim halde elendim. Konuyu yargıya taşıdığımda, davalı idare olan ÜAK'un, bu tür sözlü sınavlarının yargı denetimi dışında olduğu şeklinde saçma sapan bir savunma psikozu içine girdiğini gördüm. Gerisi malum. YÖK, ÜAK ve MEB, TBMM ile temasa geçerek, doçentlik sözlüsünü dizayn eden yasa maddesine bir ekleme yaparak, doçentlik sözlüsünün de artık yargı denetimine açık olduğunu, adı geçen yasaya eklediler. Zat-ı aliniz de Haziran 2008'de doçentlik sözlüsünü yeniden dizayn eden bu yasa değişikliğini onayladınız.

Nihayet 2008 Ekim ayında ÜAK tarafından, tarafıma doçentlik ünvanı verildi. Ancak bu defa sıra Dicle Üniversitesi Rektörlüğü'ne geldi. Buradaki Rektör Prof. Dr. Ayşegül Jale SARAÇ, ısrarla bana hak ettiğim doçentlik kadrosunu vermedi. Hak ettiğim kadromun tarafıma verilmesi istikametinde bazı dilekçeler verdim. Ancak bu dilekçelerimdeki iddialarım tarafsız bir komisyon tarafından inceleneceği yerde, bu iddialarım peşin peşin suç gibi lanse edildi ve bu dilekçelerimdeki bazı ifadelerim sebebiyle bana 2008 yılında doğrudan KADEME İLERLEME DURDURMA cezası verildi. Bu işleme karşı yargıya başvurdum. Ancak yargı daha bu konuda nihai kararını vermeden, adı geçen Rektör, yandaşlarıyla bir olup, Diyarbakır'daki GÜN TV'de yaptığım bir konuşma sebebiyle 2009 yılında tarafıma GÖREVDEN ÇEKİLMİŞ SAYMA cezası verdi. Nihayet Diyarbakır'daki mahkemeler, 2008'deki ceza hakkında İPTAL kararı, 2009'daki ceza hakkında da YD. kararı verdi. Mahkemenin bu kararları üzerine, Ekim 2010'da tekrar görevime iade edildim. Ancak Rektör Prof. Dr. Ayşegül Jale SARAÇ, mahkemelerin lehime verdiği kararları içine sindiremedi. Bu sebeple Üniversite Yönetim Kurulu'nu, disiplin kurulu sıfatı ile iki defa toplayarak, güya mahkemenin İPTAL ve YD. kararındaki hukuki eksikliklerin ikmal edilmiş olduğumu söyleyerek 2008 ve 2009'da tarafıma verilen her iki cezayı tekrar geçerli hale getirdi ve Aralık 2011'in başında beni tekrar görevden aldı. Bu durum karşısında yine yargıya başvurdum. Ancak, beni görevden ayıran Rektör Prof. Dr. Ayşegül Jale SARAÇ, nedense 15 Aralık 2011'de maaşımı kesmedi. Bekledim. 15 Ocak 2011 maaşımı da kesmedi. Fakat ne oldu ise, 02.02.2011 tarihinde yeni bir işlem tesis ederek, daha davalar derdest iken, tarafıma 2008'deki ve 2009'daki güya suç teşkil eden fiillerim sebebiyle 3. kez görevden çekilmiş sayma cezası vererek maaşım ve sağlık haklarından yaralanma hakkım dahil, bütün özlük haklarımı kesti. Bu son cezaya karşı, Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi'ne bağlı olarak yeni açılan 3. İdare Mahkemesi'ne başvurdum. Eğer adı geçen mahkemedeki hakimlerimiz, daha önceki bazı hakimlerin yaptığı gibi işi savsaklamaz ve davalı idarede resmi evrak üzerinde sahtecilik olayını kapatmazlarsa, sağlıklı bir hukuki kararın çıkacağına h‰l‰ inanıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım;

Dicle Üniversitesi Rektörlüğü'ndeki çete odağının son yaptıklarını, Cumhurbaşkanlığının internetteki sitesi üzerinden kurumunuz ile paylaştım. Ancak Cumhurbaşkanlığı ile internet üzerinden ulaştığımı anlayan Dicle Üniversitesi'ndeki bazı görevliler, 08. 02.2011 tarihinde fakültemdeki odamın internet ağını kestiler. Bir gün sonra da ikamet ettiğim lojmanın internet ağını kestiler. Bunun üzerine Dicle Üniversitesi'ne bağlı Bilgi İşlem Dairesi ile temasa geçtim. Burada çalışan ve adının Ömer Faruk olduğunu söyleyen bir memur, önce Rektörlükten gelen bir kağıt üzerine internet ağımı kestiğini söyledi. Bu kağıdın resmi bir nitelik taşıyıp-taşımadığını sorunca da, bu defa gelen şifahi bir talimat üzere kesildiğini, söyledi. Bunu da sorguladığımda bu defa, hayır ben kendi başıma bunu yaptım, dedi. İnternet ağımın kesilmesi işlemi hakkında Bilgi Edinme Yasası'na göre açıklayıcı bilgi istedim. Bu dilekçem 09.02.2011 tarihinde 2200 evrak no ile Rektörlük evrak kaydına girdi. Ancak Rektörlük çoğu zaman, Bilgi Edinme taleplerini de boşa çıkarmaktadır.

Ad geçen Rektörlükteki çeteleşmenin boyutları hakkında zaman zaman Cumhurbaşkanlığınızı somut belgelerle bilgilendirerek, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve şeffaflaşması istikametindeki iradenize destek ve katkı sunacağımı bildiriyor, bilvesile en derin saygılarımın kabulünü umuyorum.

 

 

Yorum ekle


You are here  :